“Çocuklar adaleti nasıl algılar? Eşitlikten yana mıdırlar, bencilce mi karar verirler?” Bu sorulara cevap arayan Waterloo Üniversitesi, Psikoloji Bölümü araştırmacıları yaptıkları çalışmada 3-8 yaş arası çocuklara verdikleri oyuncakların dağılımları ile adalet algısını inceliyorlar.

Çalışmanın sonucunda çocukların akranlarıyla aralarında gerçekleşen dağılımları iki farklı perspektiften yorumladıkları görülüyor: ihtiyaç ve hak temelli. Çocuklar bir dağılımın adil olup olmadığını değerlendirirken karşılarındaki kişinin nitelikleri büyük önem taşıyor. Kendilerinden bir miktar nesneyi bölüştürmeleri istendiğinde hak temelli bir yaklaşımı ele alıyorlar, yani eşit derecede hak ettiklerine inanıyorlarsa eşit bir paylaşım yapıyorlar. Ancak karşılarındaki kişinin kendilerinden dezavantajlı bir konumda olduğu söylenirse fikirleri değişebiliyor. Örneğin çocuklar karşılarındaki kişinin aç olduğu bilgisine sahip olduklarında daha az yemek almayı kabul edebiliyorlar. Hatta karşılarındaki çocuğun maddi durumunun iyi olmadığını öğrenirlerse kendilerince “geçmişi telafi etmeye çalışarak” onlara daha fazla veriyorlar. Ancak karşılarındaki kişiyi kendilerinden dezavantajlı bir konumda görmeleri için herhangi bir sebep yoksa hak etme konsepti ön plana çıkıyor ve dağılımların eşit olmasını istiyorlar. Özellikle cinsiyetlerinden dolayı kendilerine bir ayrımcılık yapıldığını hissederlerse bunu kabullenmiyorlar.

Bunların yanı sıra, çocukların tanık oldukları paylaşımlar adalet olgularını da büyük ölçüde etkiliyor. Bir kişiye hep daha fazla oyuncak verildiğini görürlerse o kişiye karşı kin besleyebiliyorlar ve daha fazla oyuncak almayı hak etmediğini düşünüyorlar. Adalet farkındalığı yüksek olan çocuklarda bu bilincin en büyük destekçisi ise empati. Burada da ebeveynlerin empati öğretisi devreye giriyor. Empatiyi öğrenebilen çocukların eşitsizliği daha kolay algıladıkları, daha cömert davranışlarda bulundukları ve eşitlik için rahatça mücadele ettikleri görülüyor. Bu çocuklar adaletsizlikle karşılaştıklarında bu durumdan rahatsız oluyorlar ve mağdur kişi adına stres reaksiyonları gösteriyorlar.

Empati duygusu ise iki farklı biçimde ortaya çıkıyor: duygusal empati ve bilişsel empati. Duygusal empati, başkalarının duygularını paylaşabilmek olarak tanımlanırken bilişsel empati, kendini başkasının yerine koyabilme yeteneği olarak açıklanıyor. Küçük çocuklarda duygusal tepkiler daha ön plandayken yaşları ilerledikçe duygusal empati bilişsel empatiye doğru evriliyor ve çocuklar empatinin ardındaki mantığı kavrayabiliyorlar. Bu da adalet algısını oluşturuyor ve yetişkinlikte verecekleri kararlara temel hazırlıyor.  Ayrıca ebeveynler adalet değerine önem veriyorlarsa çocukların sosyal biliş becerilerinde (bilgiyi işleme, hafızada depolama ve gerektiği zaman kullanma) gelişmeler gözlemleniyor.

Nicole S. Gevaux, Elizabeth S. Nilsen, D. Ramona Bobocel, Siann F. Gault. Children’s Reactions To Inequality: Associations With Empathy And Parental Teaching. Journal of Applied Developmental Psychology, https://doi.org/10.1016/j.appdev.2020.101189.


Elif Bilge Bozan